Cep Telefonu

Makaleler - Beşikçiler Köyü - Köyler - Şehirler Hakkında - Blogcu - Sayfa 3



8/4/2008 · Kategori: Makaleler

Pagerank Nedir ?

Kısaca pagerank'ın ne olduğunu açıklayalım.Pagerank googlenin sitenize vediği değerdir.Pagerank en fazla 10 en az 0 olabilmektedir.Pagerank'ler tamamen eşit şartlarda belirlenmektedir.

 

Pagerank Arttırmanın Yolları

 - Sitenizi toplistlere eklemek.

 - Başka sitelerden link almak.

 - Bol içerik ( özgün olması şartıya )

 

Pagerank Düşmesinin Sebepleri

 - Aldığınız linklerin silinmesi

 - Sayfanızın uzun bir süre kapalı kalması

 - Kopya içerikler

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

31/1/2008 · Kategori: Makaleler

BİLİMSEL MAKALE NASIL YAZILIR VE YAYIMLANIR

Türkiye nin bilim lokomotifi Tübitak her zaman ki gibi bilimsel bir makalenin nasıl yazılıp yayınlanacağına dair mükemmel bir web sayfası hazırlamış. Aşağıdaki linke tıklayarak detayları görünüz

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

31/1/2008 · Kategori: Makaleler

MAKALE NEDİR ?

Makale, belirli bir konuda, bir görüşü, bir düşünceyi savunmak ve kanıtlamak için yazılan yazı türüne denir. Gazete dergi ve internette yayınlanır. Ayrıca herhangi gerçeği açıklığa kavuşturmak, bir konuda görüş ve tezler ortaya koymak ve bir hipotezi savunmak, desteklemek için yazılmış olan yazılara da makale denir.

Makale yazarken aşağaıdaki kriterler önemlidir.
-Anlatımda sade ve belirli bir formata uygun olursa daha iyi olur.
-Somut özellikler ön plandadır.
-Öne sürülen düşünce ve tez kanıtlamak icap eder.
-Makele yazarken belirli bir konu yoktur. Yazar her konuda yazabilir.
-Gazetee dergi ve internette yayımlanır.

Ayrıca bilimsel standartlarda makale yazmak çok önemlidir. Örneğin çok önemli bir hipotezi ispatlasanız dahi eğer bu bilimsel makale formatına uygun değilse hiç bir bilimsel yayında itibar görmez hatta yayınlanmaz. Bu sebeple akademik kariyer sahibi insanlar makalelerini belirli bir formata uygun kalarak yazmak zorundadır. Bu okuyanların işini kolaylaştırır. Akademik bilgi düzeyi ve yazılan hipotezin doğruluğu ile ilgili makale arasında bilimsel bilgi düzeyi açısından direk bir bağlantı olmasa da, bilimsel makale yazma alışkanlığınız ve formata uygunluğunuz karşı tarafın sizi değerlendirmesinde rol oynayabilir. Akademik süreçde bilimsel Dünya ya sunulan  bir bilgi demetinin başarısı anlaşılır bir düzeydeki dille ve formatına uygun bir biçimde karşı tarafın yargı gücüne sunulmuş olma özellikleri ilr doğru orantılıdır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

31/1/2008 · Kategori: Makaleler

FAZIL SAY DAN ZEHİR ZEMBELEK BİR AÇIKLAMA...(ORTAÇAĞ KARANLIĞINA

2007 yılında Dünyaca ünlü sanatçımız, Fazıl Say ın 15 Aralık 2007 tarihli açıklamasını yorumsuz olarak veriyoruz....

ORTAÇAĞ KARANLIĞINA KAYMAYA KARŞIYIM"
 Ünlü besteci ve piyanist Fazıl Say, ''Türkiye'nin Orta Çağ karanlığına kaymasına karşıyım. Çünkü ben, çağdaş uygarlık düzeyini amaçlayan bir kültürün insanıyım'' dedi.
Fazıl Say, bir Alman gazetesinde yer alan görüşleri ve ardından yayınlanan haberler dolayısıyla merkezi Antalya'da bulunan Kadir Dursun Prodüksiyon aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamada, besteci ve piyanist yönüyle Avrupa müzik kültürünü temsil etmesine rağmen, kökeni olan Anadolu halk kültüründen hiç kopmadığını; bunu, herkesin bildiğini ifade etti.
Bütün eserlerinin halk kültürüyle yoğrulduğunu kaydeden Fazıl Say, Avrupa Birliği'nin ''Kültürlerarası Diyalog Yılı''nda kendisini ''Elçi'' unvanıyla görevlendirmesinin temelinde, bu özelliğinin yattığına dikkati çekti.
Fazıl Say açıklamasında, "Bütün bunlara karşılık bu iktidar, bana ve müzik sanatına şimdiye kadar dostça davranmadı. 'Metin Altıok Ağıtı' adlı oratoryom dolayısıyla, iktidarın ilk kültür bakanı, çeşitli yöntemler kullanarak eserin sansür edilmesini sağladı. Bu olayı, hiç unutamıyorum" dedi.
''Orta Çağ karanlığının, bütün aydınlar gibi kendisini de kaygılandırdığını'' ifade eden Fazıl Say, açıklamasında, ''En çok da gelecek kuşaklar için kaygılanıyoruz. Eğer, günün birinde karanlık güçler Cumhuriyetimize ve ulusal değerlere hayat hakkı tanımazsa, onlara teslim olacak değiliz'' görüşüne yer verdi. 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

27/1/2008 · Kategori: Makaleler

Sistem Güvenliği Nasıl Sağlanır?

Sistem Güvenliği Nasıl Sağlanır?
Sistemimizin elektronik ortamda güvende olmasi ilk olarak sistemizin fiziksel olarak güvende olmasina baglidir. Sunucularimiz (Server) için düsünürsek, sunucularimiz kesinlikle erisimin yetkili kisiler disinda yasak oldugu kilitli bir odada tutulmalidir. Bu sayede fiziksel erisimin verdigi avantajlari sistem sorumlulari haricinde hiç kimse kullanamaz. Ayrica sunucumuzu, ne yaptigindan haberi olmayan bir kullanici kapatamaz. Konustugumuz sistem eger bir kullanici bilgisayari (workstation) ise, kullanicilarin direkt erisimi olan bir bilgisayar olarak, kasasinin kesinlikle açilmamasi için özel kilitlenebilir kasalardan alinmasini tavsiye ederim. Bu durumda ayrica BIOS sifresi atanmasi dogru olacaktir ki, kullanicilar istedikleri medyadan sistemi baslatamasinlar. Tahmin edilecegi gibi sistemin sadece diskimizinden baslatilmasina izin verecegiz. Kesinlikle sitemin tasinabilir medyalardan baslatilamayacagindan emin olmaliyiz. Yoksa bizim sistemimiz yerine tasinabilir bir medyadaki baska isletim sistemini baslatabilen bir kullanici, sistemimizdeki yetkilendirmeyi devre disi birakip, yerel sistemde istedigi islemi yapabilir.

Ikinci asamada sistemimizin kurulmasi sirasinda dikkat edilmesi gerekli noktalar vardir. Sistem kurulmadan önce ise bazi sorulara cevap bulmaliyiz:

1- Sistemimiz agimizda hangi görevleri yapacak?(DNS ,WWW,MAIL, etc)
2- Sistemimizin hangi protokolleri kullanmaya ihtiyaci var?
3- Sistemimiz kaç ethernet kartina sahip olacak ve bunlarin IP adresleri ne olacak?
4- Sistemimizin bu isleri yapmasi için minimum hangi servislere ihtiyaci var?

Eger bu sorulari cevapladiysak, sistemimizi kurmaya baslayabiliriz. Artik hangi bilesenleri nasil yükleyecegimizi bildigimize göre sistemin baslangiç kurulumunu yapabiliriz. Ilk kurulumun hemen ardindan baska bir bilgisayardan, sistemin üstündeki servis ve diger uygulamalarin resmi web sitelerinden son güncellemeleri ve güvenlik yamalarini indirip, bunlari uygulamaliyiz.


Üçüncü asamada ise güvenlik yapimiz olan Kullanici dogrulama (Authentication), Yetkilendirme (Authorization), Kullanici aktivitelerinin izlenmesi (Accounting) AAA olarak bilinen sistemi ayarlamak var. Bu yapi çok basit ve eger dogru kullanilirsa çok faydalidir. Ama dikkat edilmesi gereken noktalar vardir. Simdi bu islemi asama asama ele alalim.

Kullanici dogrulama (Authentication) islemi adindan da çok rahat anlasilabilecegi üzere, sisteme erismek isteyen kisinin verdigi kullanici isminin (account) sistemde olup olmadigini kontrol edip, bu kisiye bu kullanicinin sifresini soracaktir. Verilen bilgilerin, yani kullanici adi ve sifrenin, sistemde varligi ve dogrulugu onaylandiktan sonra sisteme giris için izin verilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta sisteme anonim (anonymous) erisim için izin verilip verilmeyecegidir. Burada sadece web, ftp, telnet gibi hizmetleri düsünmeyip, sistem üzerinde açik her portu ve her servisi düsünmeliyiz. Tabii ki en basta belirttigim gibi sadece gerekli servisler var ve onlarin ayarlari da özenle yapiliyorsa bir sorun yok demektir. Sonuç olarak sisteme kimlerin erismesi gerektigi sorusuna cevap verdikten sonra bu kullanicilar disinda erisim olmamasi için gerekli düzenlemeleri yapmaliyiz. Ayrica erisimi olan kullanicilarimizin da sifrelerinin gerektigi kadar güvenli olduguna emin olmak için bir sifre politikasi izlemeliyiz ve kullanicilari buna uymaya zorlamaliyiz. Burada registry'de yapilmasi tavsiye edebilecegim degisiklikler:


Sifre Politikasi(Password Policy)
Enforce Password History 6
Maximum Password Age 40
Minimum Password Age 10
Minimum password length 8
Passwords Must Meet Complexity Requirements Enabled
Store Password Using Reversible Encryption Disabled


Kullaniciyi geçici iptal (Account Lockout Policies)
Account Lockout Threshold Enabled
4
Account Lockout Duration Enabled 90
Reset Account Lockout Threshold After Disabled


Bir de dikkat edilmesi gereken son nokta ise kullanici dogrulama islemi yapilirken, kullandigimiz ortamin güvenli olup olmadigidir. Eger sunucu ile kullanici arasindaki haberlesme üçüncü bir kisi tarafindan da izleniyorsa, ve yapilan haberlesme sifreli degilse kullanici bilgileri çok rahat çalinabilir.

Yetkilendirme (Authorization) islemi ise bilgileri önceden dogrulanan kullanicinin sistem içindeki yetkilerinin ne oldugunun belirtilmesidir. Kullanicilari gruplayarak bu yetkilendirmeyi daha kolay bir sekilde yapabiliriz. Her grubun yetkilerini belirleyip daha sonra bu yetkilere sahip olmasini istedigimiz kullanicilari bu gruplara ekleriz. Burada göz önünde bulundurulmasi gereken nokta, kullanicilar üyesi bulunduklari gruplarin tüm haklarina sahiptir ve kullanicilar her zaman üyesi bulunduklari gruplarin haklarinin birlesimine sahiptirler. Yani iki gruba üye bir kullanici, iki grubun haklarinin birlesim kümesi olan haklara sahip demektir. Burada size verebilecegim tavsiye hiçbir kullaniciya sahip olmasi gerekenden daha fazla yetki vermemenizdir. Bu sayede istenmeyen durumlardan büyük olçüde kurtulursunuz.

Kullanici aktivitelerinin izlenmesi (Accounting) islemi bir sorun çiktiginda sorunun nereden çiktigini anlamamiz için bize gerekli bilgiyi sunar. Bu islem sirasinda tüm kullanicilarin erisim saatleri ve yaptiklari islemlerle ilgili kayitlar tutuldugu için sorun çiktiktan sonra eger zarar görmediyse kayitlar bize olayin nasil gelistigini çok güzel bir sekilde açiklayacaktir.

Artik sistem güvenliginin saglanmasi için nelere dikkat edildigi, hangi asamalarda neler yapilmasi gerektigi gibi konulara hakim olduk diyebiliriz. Sonuç olarak fiziksel güvenlik, baslangiç sifreleri, yamalar ve guncellemeler, güvenlik yapisi (AAA) gibi konulara degindik. Sistem kurulumlarinda, sistemimizin güvenli olmasi bir ön sart ise tüm bu kurallara uymamiz gerektigini söylemek isterim

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

27/1/2008 · Kategori: Makaleler

Md5 Rfc

MD5 RFC'de de belirtildiği gibi şifreleme algoritmalarına yardımcı olmak amacıyla kullanılabilecek bir HASHING / FINGERPRINTING algoritmasıdır ve yalnızca 128-bit'lik (16-bayt) bir çıktı üretir. Bu nerede kullanılır? Öncelikle bir verinin (dosyanın) doğru transfer edilip edilmediği veya değiştirilip değiştirilmediğinin kontrol edilmesinde. Örneğin CD ISO dosyalarının çoğuz aman MD5 hash'leri de yanında verilir ve 700MB'lık bir transferin ardından bu değerin kendi hesapladığımızla aynı olmasını umarız Bir diğer kullanımı da public-key şifrelemededir. Public-key şifreleme (asimetrik), simetrik şifrelemeye göre çok çok (ve çok) daha fazla hesap gücü ve zaman gerektirdiğinden Public-key sistemlerde bile aslında Simetrik standart şifreleme kullanılır (Asimetrik public key ile). Daha sonra veri MD5 gibi bir hash'ten geçirilir ve bu kısa hash değeri asıl olarak asimetrik şifreleme ile şifrelenir. Bu sayede performans ile güvenlik arasında bir denge sağlanmış olur


bunlara ek olarak md5 i daha detaylı anlatırsak

bir database management tekniğidir . yani eldeki key kullanılarak şak die bulunur veri'nin konumu. hash fonksiyonu veri'nin bazı matematiksel özellikler kullanılarak - mesela harflerinin ordinal değeri ve kelimedeki yerleri - bir key üretir bu key sayesinde konum belli olur. bu fonksiyon belirli miktarlarda veri için hash table'da verileri ne kadar homojen dağıtabiliyosa o kadar iyidir. diğer önemli nokta collisionlardır. çakışma olduğunda yani aynı key'e sahip iki veri olduunda lineer probing, quadratic probing ya da double hashing olaylarından bir tanesi kullanılarak çakışan verinin yeni lokasyonu bulunur. lineer probing de veri hash tableda hemen bir sonraki lokasyona yerleştirilir, double probingde de lokasyonun nümerik karesi alınarak koyulucak yeni lokasyon bulunur, double hashingde de iki hash ********ı içiçe kullanılarak keylerin daha da unique olması sağlanır. eğer belli bölgelerde birikme olmuşsa bunlara da cluster denir, en birinci amaç bunu önlemektir zaten probing olayında. ayrıca hash table'ın büyüklüğünün asal sayı olması tercih edilmelidir, özellikle quadratic probingde, bu sayede homojen bir probing sağlanır.

MD5'in kırılması olayına gelince. Söz konusu olan bir HASH algoritması olduğuna göre 'kırmak' demek aynı HASH değerini üreten 'aynı' ya da 'başka' bir veri dizisi bulmak demektir. Aynı 128-bitlik hash değerini üreten binlerce (gerçekte sonsuz!) veri vardır. Örnekteki 17645312 parolası 98b011d88c9ae33766814dcc76ad7b5c HASH değerine eşitlenmekte. Ancak örneğin (atıyorum) 9831332123 parolası da aynı HASH değerini verebilir, ve daha binlercesi.... MD5 aynı HASH değerini veren iki ya da daha fazla girdinin makul süreler içinde bulunamayacağı noktasından hareket ediyordu. Fakat günümüzde özellikle girdi verisi kısa ise (örneğin parolalar gibi) bu süre son derece kısaldığından MD5'in de güvenilirliği azalmıştır.

9 haneli sadece rakamdan oluşan bir şifrenin kırılması ortalama 5 dakika almaktadır p4 2.4 gibi bir sistemde o yüzden şifreniz uzun ve harf kombinasyonu içersin
5465siU4 gibi

md5 tek yönlü bir algoritmadır yani sizin şifreniz
abc olsun bunun md5 li hali 32 karekterli bi yapı oluşturur 900150983CD24FB0D6963F7D28E17F72
eğer şifreniz ABc olsaydı bu yapı 4C36FA32C9D93A002C3E14CE038AA709 olurdu
md5 in geri dönüşümü yoktur şifrenizi forumda unuttuysanız yönetici bu şifreyi hiç bir şekilde geri dönüştüremez link i kullanarak yeni şifre üretebilirsiniz

MIT’de prof. olan Ron RIVEST tarafından MD4’ün geliştirilmiş bir versiyonu olarak sunulan md5(Message Digest),
basit anlamda bir hash fonksiyonudur. 1993 yılında Bert DEN BOER ve Antoon BOSSELAERS md5’in iki farklı değeri
için aynı değeri üreten örnekler bulmuşlardır. Bu yüzden md5’e olan güven oldukça sarsılmıştır. 2004 yılında
md5CRK adında dağınık bir proje ile md5’in zaafı ve zayıf yönleri belgelenmiştir.

Md5 genelde ücretsiz olarak dağıtılan yazılımlarda bilgilerinin doğruluğunu test etmek için kullanılır. Md5’in
bu şekilde kullanıldığı durumlarda md5Sum olarak da adlandırılmaktadır. Örneğin, İnternet üzerinden indirdiğiniz
bir dosyanın bozulmadan kullanıcıya ulaştığını tesbit edebilmek için kullanılır.

Microsoft .NET Framework’te md5, kendisi gibi soyut bir sınıf olan HashAlgoritm sınıfından türeyen md5 sınıfı ile
tanımlanmıştır. md5CryptoServiceProvider md5 algoritmasını gerçekleyen sınıftır. Microsoft .NET Framework’te, md5
algoritması için hash boyutu 128 bittir.
Md5CryptoServiceProvider sınıfı md5 soyut sınıfından türemektedir. Md5 soyut sınıfının erişilebilir özellikleri
şu şekilde tanımlanır;
* CanReuseTransform, şu an ki dönüşüm tekrar kullanılıp kullanılmayacağını belirtir,varsayılan değeri true’dur.
* CanTransformMultipleBlocks, aynı anda bir çok veri bloğunun dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğini belirtir, varsayılan
değeri true’dur.
* Hash, hesaplanan hash değerini verir.
* HashSize, hesaplanan hash değerinin bit olarak büyüklüğünü gösterir. Varsayılan değeri 128 bittir.
* InputBlockSize, kullanılan veri bloğunun bit olarak büyüklüğünü gösterir. Varsayılan değeri 1 bittir.
* OutputBlockSize, algoritma sonunda oluşacak veri bloğunun bit olarak büyüklüğünü gösterir. Varsayılan değeri 1 bittir.

Bu sınıfın erişilebilir metotları ise şunlardır;
* Clear, md5 algoritması tarafından kullanılan kaynakları sisteme geri yükler.
* ComputeHash, kullanılan veri bloğu için hash değerini hesaplar.
* Create, md5 algoritmasını gerçekleştirecek bir nesne üretir.
* Equals, iki nesnenin birbirine eşit olup olmadığını kontrol eder.
* GetHashCode, bellekteki o nesneye özgü bir hash kodu üretir.
* GetType, bu nesnenin tipini verir.
* Initialize, md5 nesnesinin ilk değerlerini ayarlar.
* ToString, şu an ki nesneyi ifade eden bir metin oluşturur.
* TransformBlock, belirtilen veri bloğundaki belirtilen alan için hash değerini hesaplar ve belirtilen sonuç veri bloğunun
belirtilen alanına hesaplanan bu hash değerini kopyalar.
* TransformFinalBlock, belirtilen byte dizisindeki belirtilen alan için hash değerini hesaplar.

Md5CryptoServiceProvider, md5 sınıfından türer ve md5 algoritmasını gerçeklemektedir. md5CryptoServiceProvider mühürlü bir
sınıftır. Mühürlü sınıf, hiç bir sınıfın kendisinden türetilemeyeceğini ifade eder. Bu sınıfın erişebilir özellikleri
şunlardır;
* CanReuseTransform, şu an ki dönüşüm tekrar kullanılıp kullanılmayacağını belirtir,varsayılan değeri true’dur.
* CanTransformMultipleBlocks, aynı anda bir çok veri bloğunun dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğini belirtir, varsayılan değeri
true’dur.
* Hash, hesaplanan hash değerini verir.
* HashSize, hesaplanan hash değerinin bit olarak büyüklüğünü gösterir. Varsayılan değeri 128 bittir.
* InputBlockSize, kullanılan veri bloğunun bit olarak büyüklüğünü gösterir. Varsayılan değeri 1 bittir.
* OutputBlockSize, algoritma sonunda oluşacak veri bloğunun bit olarak büyüklüğünü gösterir. Varsayılan değeri 1 bittir.

Bu sınıfın erişilebilir metotları ise şunlardır:
* Clear, md5 algoritması tarafından kullanılan kaynakları sisteme geri verir.
* ComputeHash, kullanılan veri bloğu için hash değerini hesaplar.
* Create, md5 algoritmasını gerçekleştirecek bir nesne oluşturur.
* Equals, iki nesnenin birbirine eşit olup olmadığını test eder.
* GetHashCode, bellekteki o nesneye özgü bir hash kodu oluşturur.
* GetType, bu nesnenin tipini verir.
* Initialize, md5 nesnesinin ilk değerlerini ayarlar.
* ToString, şu an ki nesneyi ifade eden bir metin oluşturur.
* TransformBlock, belirtilen veri bloğundaki belirtilen alan için hash değerini hesaplar ve belirtilen sonuç veri bloğunun
belirtilen alanına hesaplanan bu hash değerini kopyalar.
* TransformFinalBlock, belirtilen byte dizisindeki belirtilen alan için hash değerini hesaplar.

Makaleler için webmastersitesi.com'a teşekkür ederiz...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

27/1/2008 · Kategori: Makaleler

RSS Nedir?

Günlük haber ihtiyacını karşılamak isteyenler, onlarca internet sitesini ziyaret etmek için çoğu zaman saatler harcar: Siteye gitmek, haberleri aramak, okumak, gerektiğinde kaydetmek ve sonraki sayfaya geçmek vakit alıcıdır. Bir diğer seçenek ise haber gruplarına üye olmak. Bu sefer de e-posta adresinizi verdiğiniz için spam ve virüs gönderilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalırsınız.

İşte, yeni bir haber teknolojisi olan RSS de tam bu noktada devreye giriyor. Açılımı “Really Simple Syndication” (Gerçekten Basit Dağıtım) veya “Rich Site Summary” (Zengin İçerikli Site Özeti) olan RSS, iki açılımda da tek bir şeyi ifade ediyor: Haberlerin, e-posta karmaşasından ve siteleri dolaşma stresinden kurtarılıp, en kısa yoldan en fazla kişiye ulaştırılabilmesi.

“RSS-Feeds” veya “RSS-Channels” (RSS Kanalları) her şeyden önce newsletter, yani haber bülteni şeklinde gönderilmiyor; tam tersine, bir RSS okuyucusu tarafından haberin yayınlandığı sayfadan alınıyor ve gösteriliyor. Haberler, bir başlık ve logoyla XML formatında gönderiliyor. Haberi okumak istediğinizde ise haberin başlığına tıklayarak haberin tamamını içeren HTML formatında hazırlanmış internet sayfasına gidiyorsunuz.

Bu tür bir haber alma yoluna gidenler için masraflar yok denecek kadar az. İnternet sayfası için hazırlanan haberler, bir uygulama tarafından tam otomatik olarak açılıp, RSS için uygun olan XML formatına dönüştürülüyor. Bu XML verisi okuyucu için gerekli bağlantıları, başlıkları ve markalamaları da içeriyor. Her yeni haber gönderimiyle beraber XML verisi de yeniden yazılıyor ve eski kayıtlar siliniyor. Bu şekilde, çoğu haber yenilemesinden sonra bile haber gönderimini hızlandırmak için veri boyutu düşük tutulmuş oluyor. Bu şekil bir haber akışına “üye” olan kişinin yapması gereken şey, XML verisinin bulunduğu sayfayı okuyucu yazılıma girmek. Hangi RSS okuyucuyu tercih edebileceğinizi ve haber kanallarına nasıl girileceğini, yan sayfadaki kutuda bulabilirsiniz.

Klasik haber bültenlerinden farklı olarak, RSS tamamıyla anonim kullanılabilir.

-posta adresi vermeniz gerekmediği için spam postalara maruz kalmanız da söz konusu değil. XML formatı sayesinde ise virüslere geçit verilmiyor ve RSS üyeliğinden vazgeçmek, bazı e-posta haber bültenlerinin aksine, gayet sorunsuz, yalnızca istemediğiniz kanalı silmeniz yeterli.

Bu sayede kullanıcılar kendi e-posta kutularının kontrolünü tekrar kazanabiliyorlar. Asıl şaşırtıcı olan ise bu kadar avantajlı bir teknolojinin uzun zamandan beri kullanıma açılamamış olması, çünkü RSS teknolojisinin temelleri 1999’da, internetin öncülerinden biri olan Netscape tarafından atılmıştı. İnternet tarayıcısı derleyen Netscape, bu yolla kendi portalı MyNetscape’e, başka sayfalardan içerik sağlamak istemişti. Ancak, Netscape’le beraber unutulmaya yüz tutmuş olan bu çok etkili RSS teknolojisinin faydaları, geçen ay karşılaştığımız spam ve virüs saldırılarından sonra tekrar gündeme geldi. Olaylardan bu yana RSS için talep ciddi bir şekilde arttı: s228’deki resimlerin de ortaya koyduğu gibi, şu sıralarda büyük medya kuruluşları RSS teknolojisine başvuruyor.

RSS teknolojisiyle haber formatında yeni bir sayfa açılıyor

Bu teknolojiyi daha da çekici hale getiren ise haber kanallarının kolayca oluşturulabilmesi. Bu günlerde birçok Weblog ve İçerik Yönetim Sistemi, hatta ev kullanıcıları bile bu teknolojinin özelliklerini kullanıyor. Bir internet sayfasının bu yeni haber formatına ne kadar çabuk ayak uydurabileceğini en iyi kanıtlayan çalışma ise “myRSS” (mywebfeeds.com). Bu sitede herhangi bir sayfa RSS haber akışına dahil edilebiliyor ve anında myRSS üzerinden kayıt olunuyor. Hizmet şimdilik beta aşamasında olmasına rağmen sorunsuzca çalışıyor.

RSS hizmeti sunan haber sitelerinin bulunması

Peki bir sitenin gerçekten RSS hizmeti sunup sunmadığını nasıl anlayabilirsiniz? Bu teknolojiyi kullanan siteler sayfalarında RSS kısaltmasını veya üzerine tıklandığında sizi kendi RSS okuyucunuz aracılığyla habere ulaştıran renkli dikkat çekici XML yazıları kullanıyorlar. Ne kadar çok site RSS çatısı altında toplanırsa, haber aramak da bu ölçüde kolaylaşıyor ve siz de gün boyunca daha önemli şeylere zaman ayırabiliyorsunuz. Bu bağlamda ön plana çıkan NewsIsFree: Your Personal News Portal gibi online portallar, birçok haber kanalını bünyesinde barındırarak, kullanıcının çeşitli başlıklar ve kategoriler içinde keyfi düzenlemeler yapmasına olanak veriyor.

Haber kanallarının başka bir ilgi çekici özelliği ise web sitesi sahiplerinin işine yarıyor: Site sahipleri, istedikleri haberi kendi sitelerine rahatlıkla taşıyıp, haberi yayınlayan sitenin başlığı ve logosuyla birlikte ziyaretçilerin haber taleplerini karşılayabiliyorlar.

Bunun avantajı ortada. Artık haberleri kendiniz düzenlemek zorunda değilsiniz, buna rağmen güncel haberlere istediğiniz şekli verebilirsiniz. Tek dezavantaj ise, tüm haberi okuyabilmek için üzerine tıkladığınızda, haberi asıl yayınlayan sitenin ziyaretçi istatistiklerini yitirmemesi için haberin yayınlandığı kaynak siteye yönlendirilmeniz.

Yapılan hesaplar gösteriyor ki gelecek aylarda RSS’e olan talep ciddi bir şekilde artacak ancak sadece haber alanında değil. Microsoft (MSDN Blogs - Blogs) gibi yazılım geliştiricileri bile artık RSS teknolojisini uygulamaya geçmiş durumda.

RSS geleceğin en yaygın haber standardı olacak

RSS okuyucu içeren işletim sistemlerinin ve programların sayısı gelecekte de artmayı sürdürecek. Bunun en iyi örneği, Windows XP’nin takipçisi olan “Longhorn” da haberlerin doğrudan masa üstünde görüntülenebilecek olması. Ayrıca şu anda sadece deneme sürümü mevcut olan yeni internet tarayıcısı Opera 7.5, bu sürümüyle beraber gelen e-posta programında bir RSS okuyucuya sahip olacak. Böylece RSS de e-posta kadar bilinir hale gelecek.

Amerikan başkanı George Bush bile geçen sene, bir tür günlük olarak kullandığı ve seçmenlerin de kendisine mesaj yazabildiği “Bush Blog” (GOP.com | Republican National Committee :: Home) ile seçim kampanyalarındaki yerini RSS ile sağlamlaştırdı.

RSS ARKA PLAN VE PRATİK

News Feed’lere abone olmak ve okumak

RSS haberlerini rahatlıkla okuyabilmek için, haberi yayınlayan sitenin haber başlıklarını içeren XML verilerini günde bir defa veya daha sık alıp istenilen formatta gösterebilecek bir okuyucuya ihtiyaç var. Bu okuyucu, tercihe göre tek başına bir program, bir Outlook eklentisi veya internet tabanlı bir servis olabilir. Habere tıklamanız halinde haberin tümü yayıncının sayfasında, HTML sayfasının bütün değişik görüntüleme olanaklarıyla size sunulacak.

Her şey için tek bir okuyucu

RSS okuyucu HTML sayfalarını çoğunlukla kendisi oluşturduğu gibi, aynı zamanda da birçok RSS standardını da desteklemekte. Bunun sebebi ise RSS’nin 0.9 sürümünden beri iki ayrı koldan geliştirilmiş olması.

RSS-DEV Working Group’un derlediği 1.0 sürümüyle UserLand firmasının derlediği 2.0 sürümü arasında bazı uyumsuzluklar ortaya çıkıyor ama buna rağmen farklı sürümler kullanıcı için sorun teşkil etmiyor. Almanca bir program olan “FeedOwl” (RSS Reader: für Windows, Macintosh, Linux und Cross-Java - Newsfeeds lesen) ve İngilizce bir program olan “FeedReader” (Free RSS reader / RSS platform for enterprise grade solutions | Feedreader.com), bedava ve baş- langıç için uygun seçenekler. Özellikler ve kullanım kolaylığı açısından daha üstün bir program olan “FeedDemon” (Bradbury Software - Creators of TopStyle and FeedDemon) ise 30$ fiyatla satılıyor ve 30 günlük deneme sürümü mevcut.

Aynen devam: RSS ve Outlook

E-posta ve haber almak için iki ayrı program istemeyen Outlook kullanıcıları, IntraVNews adlı eklenti ile RSS haberlerini alıp görüntüleyebilirler. (intraVnews | Read RSS in Outlook). Bunun için Microsoft’un geliştirdi ği .Net-Framework’ün yüklenmesi gerekli. Bu zahmete değer, çünkü böylelikle Microsoft Outlook’un RSS Feed arama ve kategorileri filtreleme özelliklerinden büyük ölçüde yararlanabilirsiniz.

RSS Feed Kullanımı

Teorik olarak RSS Feed’lere abone olmak, her site için aynı: Gezdiğiniz sitede bir RSS sembolü görürseniz, tek yapmanız gereken istediğiniz RSS bağlantısını RSS okuyucuya kopyalamak ve açılan yeni kanala bir isim vermek.

Zaten çoğu okuyucu, haber kanalının ismini girme işini XML üzerinden otomatik olarak yapıyor.

Daha da rahatı var: NewsGator (NewsGator - The RSS Platform Company) gibi bazı RSS okuyucular, sağ tuş menüsüne bir eklenti koyarak istediğiniz bağlantıyı tek tıklamayla okuyucu yazılıma göndermenize olanak tanıyorlar. RSS okuyucunun XML verilerini hangi sıklıkla güncelleyeceğini bazen kanalı n kendisi, çoğu zaman ise kendiniz belirleyebiliyorsunuz.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »